|
Camın
Tarihi
Camın keşfi tarih sayfalarında kaybolmuştur, fakat 4000 yıl kadar
öncesine dayandığı biliniyor.
Cam yapımının keşfinde iki ana aşama bulunuyor. İlki, bildiğimiz kumun
soda ve kireç ile ısıtılarak yeni bir malzeme, diğer bir deyişle cama
dönüşmesidir. Bu yeni malzeme çok sert ve pürüzsüzdür. İkincisi, aynı
derecede önemli olan, şeffaf cam elde etmek için kullanılan kimyasal
maddelerin hangi oranda katılacağının bulunuşudur.
Gerçek camın oluşturulmasının ilk aşaması bir kaza sonucu gerçekleşmiş
olmalı, fakat ikincisi, bugün ismi bilinmeyen kimyacıların birçok defa
deneyerek buldukları özel oranlarla elde edilmiştir.
İlk önceleri cam ürünleri masif kütleler halindeydi, şekilli camlar daha
sonra yapıldı. Bu işlem cam nesnenin çamurdan ya da tahtadan bir
kalıbını yapıp, eriyik durumdaki camın bu kalıbın etrafına sarılmasından
sonra, cam eşya tamamlanınca içindeki tahta ya da çamur kalıbın
çıkarılmasıyla son buluyordu. M.Ö. 1200'lerde cam, açık bir kalıbın
üstüne bastırılarak yapılıyordu.
Yüzyıllarca cam, takıda, mücevherde, yer ve duvar mozaiğinde kullanıldı.
Camın kullanım amacının genişlemesi, cam üflemeciliğinin icadıyla
gerçekleşti. M.Ö. 20'de bu yeni cam üretme yönteminin kullanılması
endüstriyel bir devrim yarattı ve camın lüks malzeme üretiminden
işlevsel malzeme üretimine kaymasını sağladı. Pompeii, M.S. 79'da
mahvolduğunda, ardında bu devrimle ilgili kanıtlar bıraktı. Üzeri
kaplanmış cam ürünlerin kalıntıları cam üretiminin çok gelişkin bir
noktada olduğunu ve pencere camının artık iyi kalitede üretilebildiğini
gösteriyordu. M.S. 330'lu yıllarda Roma İmparatoru Konstantinapol cam
üfleyicilerini Konstantinopolis'e (şimdiki adıyla İstanbul'a)
göndermişti. Bizanslı cam işçileri renkli cam ve mozaik üretiminde
ustalaşmışlardı; boyalı pencere camları ilk bu dönemde ortaya çıktı.
Kaynağı ne olursa olsun cam sanatı Fransa'ya ulaştıktan sonra,
kullanmaya başlayanların sayısı oldukça arttı. Ortaçağın karanlık
dönemlerinde cam endüstrisi İslam Dünya'sında canlandı. Daha sonra
Venedikli üreticilerle Avrupa'da tekrar önem kazandı.
M.S. 1159'da St. Marcus Katedrali inşaa edildiğinde tüm binanın İncili
anlatan cam mozaikle kaplanması 250 yıl sürdü. Aynaların civa ile
sırlanması 1369'da gerçekleşti. 1700'lerde Venedik'te 300 cam mozaik
üretim atölyesi ve fabrikası mevcutken, 19. yy'da sadece 1 tane
kalmıştır. Bu mozaik devrinin kapandığının bir kanıtıdır.
Cam
Çağı
1600'lerde kömürün odundan daha çok ısı verdiği ve cam üretiminde yakıt
olarak kullanılmasının daha çok işe yarayacağı anlaşıldı. Cam işçiliği
yapan herkes cam sanatında ustaydı. 19. yy'da cam üretimindeki
mekanikleşmeyle, pencere camı boyutları büyüdü. 19. yy sonlarında camın
ancak kimyasında gelişme kaydedildi. Alman bilim adamları bu dönemde
optik aletler için yeni camlar geliştirmeye çalışıyorlardı. 20. yüzyılın
ilk yarısına cam üretimindeki ve kullanım alanındaki gelişmeler
nedeniyle 'Cilalı Cam Devri' denilebilir
1903'te Michael Owens ilk cam üretim makinasını icat etti. Bugün, cam
iplik haline bile getirilebiliyor. Bir cam iplikçiği bir insan saçının
1/15'i kadar inceltilebilir. Bu da yarım kilo camla ekvatoru
çevreleyebilmek anlamına gelir. |